Ana içeriğe atla

Şuan Çok Popüler

Yüksek Etkileşimli

Yazarların Gözdesi

Geleceğin Öğretmenliği: Dijital Çağda Eğitmen Olmak

Öğretmenlerimiz bize daha çocuk yaşta bilgi okyanusunda yüzmeyi öğreten, keşif duygumuzu besleyen ve daha çok öğrenmeye teşvik eden bir rolden çok daha fazlasına sahipti: Onlar bazen en yakın arkadaşlarımız, bazen ebeveynlerimizden daha derin bağlar kurduğumuz kişilerdi. Ancak yaşadığımız bu çağda artık onların da birer eğitimci olarak rolleri değişiyor. 

Teknolojinin hızlı ve güçlü dönüşümü, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük farklar yaratıyor. Önceden her eksik bilgide danışılan öğretmenler dışında artık çok büyük bir alternatif daha var: Dijital. İnternet sayesinde dünyanın öbür ucundaki kaynaklara erişmek, çevrimiçi eğitim platformlarını kullanmak ve hatta alanında uzman olan kişilerden öğrenmek bile mümkün. Bu alternatifler öğretmenliğin rol tanımında ciddi bir değişiklik anlamına geliyor.

Öğretmenlik Mesleği Ölüyor mu, Evriliyor mu?

Öldüğünü söylemek mümkün değil. Alternatifler ne kadar çok olursa olsun bir öğretmenin eğitimci kimliği, her zaman bilgi ve öğretmek üzerinde çok daha etkin bir rol oynuyor. Öğretmenlik mesleğinin öldüğü söylenemez ama ezberlerinin bozulduğu ve bir dönüşüm geçirdiği söylenebilir.

Bilgiyi Veren Değil, Öğrenmeyi Sağlayan

Öğretmenlik en çok da bilginin kaynağı olarak görülüyordu. Oysa artık bilgiye erişim için sonsuz başka kaynak var. Yine de öğretmenin rolü bundan ibaret değildi hiçbir zaman. Öğrencinin edindiği bilgiyi nasıl işleyeceğini, analiz edeceğini ve hayatına uygulayacağına öğreten bir mentördüler aynı zamanda. Bu bağlamda da öğretmenlerin işi, dijital çağda çok daha belirleyici ve yoğun oluyor: Artık sadece ders programını uygulamak değil, bu dijital araçların entegrasyonunda da rol almaları gerekiyor. 

Bilgiyi Tek Tip Şekilde Sunan Değil, Özelleştiren

Yapay zeka yalnızca öğrenciler için değil, öğretmenler için de büyük bir kolaylık sunuyor. Bazı araçlar her bir öğrencinin öğrenme hızını, güçlü ve zayıf yönlerini keşfedebiliyor. Bu türden bir veri, öğretmenlerin öğrencileri için çok daha özelleştirilmiş planlar hazırlamalarını sağlayabilir. Böyle bir durum da onu bilgiyi tek tip bir yöntem ile tüm öğrencileri ile paylaşan bir kaynak olmaktan çıkarıp her öğrencinin yolculuğunda eşsiz bir öğrenme mimarı haline getiriyor. 

Teknolojiyi Tüketen Değil, Ona Liderlik Eden

Öğretmenler de diğer herkes gibi teknolojiyi kullanıyor elbette. Ancak onların misyonu gereği çok daha önemli rolleri var: Teknolojik gelişmelerin eleştirel bir gözle takip edilmesi, öğrenme ortamına hem etik hem de pedagojik uygunluğu sağlayarak entegre edilmesi gibi konularda öğretmenlerin rolü dönüşümü daha sağlıklı kılacak. 

21. Yüzyılın Becerilerini Öğretmek

Eğer tüm bu dijital dünyanın içinde çocuğunun bir öğretmen olmadan öğrenebileceğini düşünüyorsan bilmelisin ki bu çağda mesele sadece öğrenmek değil, aynı zamanda bilgiyi üretmek. Bunu sağlamak için de eğitimin, oldukça kritik bir beceri setine uygun olarak tasarlanması anlamına geliyor. 

21. yy’ın beklentisi olan becerilerin edinilmesi için 4 ana yetkinlik kriteri belirleniyor:

  • İletişim
  • Eleştirel Düşünme
  • İş birliği
  • Yaratıcılık

İşte, bu 4 ana yetkinliğin öğrenilmesi için öğretmen yalnızca bilgiyi aktarmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğun onu deneyimlemesini de sağlar. Çocukların başta birbirleri ile nasıl iletişim kurması gerektiğini, farklı bakış açıları sunarak eleştirel düşünebilmelerini, bir problemi ya da sorunu çözmek için iş birliği yapmalarını ve hayal dünyalarını genişleterek yaratıcı olmalarını sağlar. Bu sebeple öğretmenin rolü klasik tanımlardan ve kısıtlı bir çerçeveden çok daha geniş bir alana yayılır. 

Teknolojide Olmayan İnsani Dokunuş

Yaşadığımız bu dijital çağda öğretmenliğin modeli değişiyor olsa da özü hala aynı kalıyor. Öğretmenler, hiçbir teknolojinin veremeyeceği sevgi, şefkat, anlayış gibi temel ve insani gereksinimlerin kaynağı olmaya devam edecek. 

Yapay zeka bir sınav kağıdını saniyeler içinde değerlendirebiliyor olsa da sınav notunu etkileyen diğer faktörleri anlayabilen bir öğretmen gibi değerlendirme yapamaz, çocuğun yaşadığı bir duygusal zorluğu görüp ona destek olamaz.

Tüm bunlar aslında bir çocuğun duygusal zekası üzerinde de rol oynayan etkenler ve duygusal zekayı besleyen de yapay zeka değil, öğretmenlerdir. Duygusal zeka da en az akademik başarı kadar önemlidir ve bu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Yani bir çocuğun eğitim hayatı boyunca bilgiyi edinmekten öte iyi, yetenekli ve becerili bir insan olmasını sağlayan şeydir. Bu alanda da en büyük mimar öğretmenlerdir. 

Sonuç olarak dijital çağ çok sayıda kaynağı ve bunlara hızlı erişimi sunuyor olsa da bir öğretmenin sahip olduğu becerilerin en önemlilerini barındıramaz. Yine de öğretmenler için de eşsiz bir araç olarak kullanılması ve eğitimi, bireyselleştirilmiş olarak sunmak adına önemli adımlar atılmasını sağlayabilir. Bu bağlamda da öğretmenlik mesleğini tehdit etmek şöyle dursun, onu yüceltiyor. Pek çok otomasyon sayesinde öğretmenler artık bir bilgi taşıyan olmaktan çıkıp geleceğin bireylerinin karakterlerini inşa eden mimarlar, potansiyel kaşifleri ve insan ruhunun çok erken yaşlarda gerek duyduğu o değer duygusunun kaynağı oluyor. Bu sayede eğitim hayatı da artık teknolojinin aklını, öğretmenlerin rehberliğinde kullanacak şekilde dönüşüm geçiriyor. 

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
En Fazla 3 Tepki Verebilirsiniz

 

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri almak için kayıt olmak ister misiniz?

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri
almak için kayıt olmak ister misiniz?

Günümüzde ıslak mendiller, hızlı ve pratik bir temizlik aracı olarak sıklıkla tercih ediliyor.