Ana içeriğe atla

Şuan Çok Popüler

Yüksek Etkileşimli

Yazarların Gözdesi

Şehrin Sakinleri: Sokak Hayvanlarıyla Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Kent Yaşamı

Evden çıktın, arabana binmeye ya da metroya veya otobüse yetişmeye çalışıyorsun. Kaldırımın köşesinde, güneşin ilk ışıklarının vurduğu o sıcak noktada, gözlerini kısarak sana bakan bir çift yeşil veya kehribar rengi gözle karşılaşıyorsun. Belki bir arabanın kaputunda krallar gibi geriniyor, belki en sevdiğin kafenin sandalyesinde senden önce yerini almış, mışıl mışıl uyuyor. O an duraksıyorsun; belki gülümsüyorsun, belki de elin istemsizce başını okşamak için uzanıyor. İşte o temas anı, modern şehrin beton soğukluğunu kıran, seni tekrar "insan" olmaya ve doğanın bir parçası olduğunu hatırlamaya çağıran büyülü bir andır.

Dünyanın pek çok metropolünde sokak hayvanları bir "haşere kontrol sorunu" veya "barınaklara kapatılması gereken fazlalıklar" olarak görülürken; İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerimizde durum bambaşkadır. Türkiye’de sokak kedileri ve köpekleri, kentsel yaşamın doğal unsurlarından biri olarak kabul edilir. Bizim kültürümüzde sokak hayvanları, özellikle de kediler, şehrin "demirbaş sakinleri", mahallenin bekçileri ve ruhudur. Onlar "sahipsiz" değildir; onlar "hepimizindir".

Takvimler 17 Şubat Dünya Kediler Günü'nü gösterirken, bu özel günü sadece evimizdeki tüy yumaklarına mama vererek ya da sosyal medyada sevimli kedi videoları paylaşarak geçirmeyelim. Gel, bu günü bir farkındalık miladına dönüştürelim. Penceremizin önündeki, sokağımızdaki ve kampüsümüzdeki bu dilsiz komşularımızla nasıl daha uyumlu, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir yaşam kurabiliriz? Şehri sadece insanlar için değil, patililer için de yaşanabilir kılmanın formülü nedir?

Şehir Efsanesi Değil, Şehir Gerçeği: Onlar Neden Burada?

Önce bir şeyi kabul etmemiz gerekir: Kediler, köpekler ve kuşlar bu şehre sonradan gelmedi. Kentleşme süreci onların doğal yaşam alanlarını daralttı ve şehir ekosisteminin bir parçası hâline gelmelerine neden oldu. Beton binalar yükseldikçe, onların toprakla, avlanma alanlarıyla ve su kaynaklarıyla olan bağını kestik. Dolayısıyla, sokakta gördüğün o kediye bakmak bir "hayırseverlik" değil, bir "tazminat" meselesidir.

Modern şehir planlamasında "biyoçeşitlilik" kavramı giderek önem kazanıyor. Sokak hayvanları, şehir ekosisteminin dengesi açısından işlevsel bir role sahiptir.   Örneğin kediler, yüzyıllardır şehirlerdeki kemirgen popülasyonunu dengede tutan, haşerelerin hastalık yaymasını engelleyen biyolojik bariyerlerdir. Onları sokaklardan tamamen çekersen, yerlerini çok daha istenmeyen ve kontrolsüz canlılar (fareler, böcekler) dolduracaktır. Yani o köşedeki tekir kedi, aslında mahallenin gönüllü sağlık işçisidir.

Sürdürülebilir Besleme: "Artık Yemek" Çöp Değildir Ama Mama da Değildir

Sokak hayvanlarıyla ilgili en büyük yanılgı ve en sık yapılan hata besleme konusundadır. İyi niyetle, "hayvancıklar aç kalmasın" diyerek evde kalan salçalı makarnayı, baharatlı tavuk kemiklerini veya küflenmiş ekmekleri sokağa bırakmak, onlara iyilik değil, kötülük yapmaktır.

  • Beslenme yanlışları: İnsan yemekleri, özellikle tuzlu ve baharatlı gıdalar, sokak hayvanlarında sağlık sorunlarına yol açabilir. Kedilerin sindirim sistemi, insan yemeklerindeki yağı, tuzu ve baharatı tolere edemez. Bu tür gıdalar onlarda böbrek yetmezliğine, tüy dökülmesine ve bağışıklık sisteminin çökmesine yol açar. Ayrıca rastgele yerlere bırakılan yemek artıkları, çevre kirliliğine neden olur, sinekçeker ve hayvanseverler ile hayvan sevmeyenler arasında gereksiz çatışmalara neden olur.
  • Doğru yöntem: Kuru mama ve temiz su, sokak hayvanları için en güvenli besleme yöntemidir. Mamayı doğrudan yere değil, temiz kaplara koymak gerekir. Su ise hayati önemdedir. Bir kedi açlığa günlerce dayanabilir ama susuzluğa, özellikle böbrekleri hassassa çok az dayanabilir. Su kapları düzenli olarak yenilenmeli; özellikle yazın sıcak havada ve kışın don riskine karşı kontrol edilmelidir.
  • Plastik atık sorunu: Yoğurt kaplarını su kabı yapmak pratik görünse de rüzgârda uçuşan plastik atıklara dönüşmemeleri gerekir. Sabit, temizlenebilir, köşeleri yuvarlatılmış (kesici olmayan) kaplar kullanmak veya belediyelerin koyduğu sabit besleme odaklarını tercih etmek, çevre kirliliğini önler.

Kışın Soğuğu, Yazın Cehennemi: Barınma Hakkı

Şehir hayatı, mevsimlerin etkisini katbekat artırır. Beton, yazın ısıyı emer ve gece boyunca yayar; kışın ise ayazı iliklerine kadar hissettirir. Bir sokak kedisinin ortalama ömrü, ev kedisine göre dramatik şekilde kısadır (yaklaşık 3-5 yıl). Bunun en büyük sebebi yetersiz beslenme değil, zorlu hava koşulları ve hastalıklardır.

  • Kedi evleri (kedi villaları): Mahallemizde veya apartman bahçesinde, yağmur geçirmeyen, rüzgâr almayan, tabanı soğuktan yalıtılmış (strafor veya tahta ile) kedi evleri kurmak hayati önem taşır. Bu evlerin girişinin, köpeklerin giremeyeceği kadar küçük, kedinin sığabileceği kadar geniş olması gerekir.
  • Kaputun altındaki tehlike: Aracını çalıştırmadan önce kaputa hafifçe vurmak, saniyeler içinde bir hayat kurtarabilecek basit bir refleks. Yeni stop etmiş sıcak bir motor, üşüyen bir kedi için 5 yıldızlı otel gibidir. Ancak o motor tekrar çalıştığında, eğer kedi oradaysa sonuç felaket olabilir. "Kaputa Vur" kampanyası, basit ama en etkili hayat kurtarma yöntemidir.

Nüfus Kontrolü ve Sağlık: Kısırlaştırma Lüks Değil, Zorunluluktur

Sokak hayvanlarıyla sürdürülebilir bir yaşamın temel taşı Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat (KAY) modelidir.

Kısırlaştırma, doğaya müdahale etmek değildir; şehirde yaşamanın getirdiği bir sorumluluktur. Kısırlaştırılan kedi, üreme dürtüsüyle kavga etmez, yaralanmaz, daha az bölge kavgasına girer ve daha uzun ve daha sağlıklı yaşar. Belediyelerin ücretsiz kısırlaştırma hizmetlerinden faydalanmak veya mahallece organize olup veteriner desteği almak, yapabileceğin en büyük iyiliktir. Kulağındaki küçük kesik, kedinin kısırlaştırılmış ve aşılanmış olduğunu gösterir.  O, mahallenin tescilli vatandaşıdır.

Şehir Tasarımı: Onlar için de Mimari

Eskiden Osmanlı mimarisinde, camilerin ve sarayların duvarlarında "kuş evleri" vardı. Atalarımız, mimariyi sadece insanlar için değil, gökyüzünün sakinleri için de tasarlardı. Bugün modern şehirlerde bu inceliği kaybettik ancak onu yeniden kazanmak mümkün.

Parklarda kediler için güvenli tırmanma alanları, köpekler için egzersiz parkurları, kuşlar için su havuzları tasarlamak; "bencil şehir"den "kapsayıcı şehir"e geçişin adımlarıdır. Bir apartman tasarlanırken bahçe duvarında kedilerin geçebileceği küçük boşluklar bırakmak veya bodrum katlarında (kontrollü) sığınma alanları yapmak, büyük maliyetler gerektirmez ama büyük farklar yaratır.

Ruhsal Şifa: Mırıldanmanın Gücü

Sokak hayvanlarıyla ilgilenmek tek taraflı bir "verme" eylemi değildir; aslında sen onlardan daha fazlasını alırsın. Bilimsel araştırmalar, bir kedinin mırıldanma frekansının (20-140 Hz), insan sinir sistemini sakinleştirdiğini, kan basıncını düşürdüğünü ve hatta kemik/doku iyileşmesini hızlandırdığını gösteriyor.

Şehir hayatının o yalnızlaştırıcı ve izole edici etkisine karşı sokak hayvanları adeta bir "sosyal yapıştırıcı" görevi görür. Mahalledeki "Topal Tekir"e mama verirken yan apartmandaki teyze ile tanışırsın. "Sarman"ın aşıları için esnafla organize olursun. Ortak bir canlıyı yaşatmak, insanları birleştirir, komşuluk ilişkilerini güçlendirir ve sana "bir amaca hizmet etme" duygusunu tattırır. Yalnız yaşayan yaşlılar veya depresyonla mücadele eden gençler için her sabah onları bekleyen bir çift göz, hayata tutunmak için güçlü bir sebep olabilir.

Sonuç: Ortak Yaşam Kültürü

17 Şubat Dünya Kediler Günü, sadece kedilerin başını okşayıp geçeceğimiz bir gün olmasın. 

Yaşadığımız şehre, bastığımız kaldırıma ve paylaştığımız havaya bakış açımızı değiştirdiğimiz gün olsun.

Onlar, bizim beton yığınlarımızın arasındaki son doğa kırıntılarıdır. Onlar, merhametimizin aynasıdır. Bir toplumun medeniyet seviyesi, en savunmasız üyelerine (çocuklarına, yaşlılarına ve hayvanlarına) nasıl davrandığıyla ölçülür.

Cebinde taşıyacağın bir paket mama, çantanı ağırlaştırmaz ama vicdanını hafifletir. Arabana binmeden kaputa vurman 5 saniyeni alır ama bir canı kurtarır. Belediyeyi arayıp kısırlaştırma talep etmen, yüzlerce yavrunun sefaletini önler.

Sen bu şehrin sahibi değil, bir parçasısın ve o patili dostlarımız, senin en eski, en sessiz ve en sadık komşularındır. Bugün onlara bir selam ver; çünkü bu şehri güzelleştiren binalar değil, içindeki o atan küçük kalplerdir.

Yararlanılan Kaynaklar

 

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
En Fazla 3 Tepki Verebilirsiniz

 

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri almak için kayıt olmak ister misiniz?

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri
almak için kayıt olmak ister misiniz?

Günümüzde ıslak mendiller, hızlı ve pratik bir temizlik aracı olarak sıklıkla tercih ediliyor.