Ruhuna İyi Gelecek Rotalar – Oksijenin Efsanelerle Buluştuğu Zirve: Kaz Dağları
iyihisset
10 Oca 2026
Bu seride sadece haritada işaretlenen durakları değil; nefesini değiştiren, zihnini yavaşlatan, içini sakinlikle dolduran rotaları anlatıyoruz. Doğanın sesini duyabileceğin, hikâyelerin arasında kaybolabileceğin ve kendinle baş başa kalabileceğin yerleri…
Serimizde bu kez yolumuzu, doğanın mitolojiyle iç içe geçtiği özel bir coğrafyaya çeviriyoruz: Kaz Dağları.
Yüksek oksijen oranı, serin suları ve binlerce yıllık efsaneleriyle Kaz Dağları, yalnızca gezilecek bir rota değil; yavaşlamayı, durmayı ve nefes almayı hatırlatan bir durak. Şehirden uzaklaştıkça zihnin de hafiflediği bu dağ, ruhuna iyi gelecek bir yolculuk arayanlar için güçlü bir çağrı niteliğinde.

Nefesin Değiştiği Bir Coğrafya
Kaz Dağları’na yaklaştıkça fark edilen ilk şey manzara değil, nefes oluyor. Hava daha serin ve daha temiz geliyor. Dünyanın en yüksek oksijen oranlarından birine sahip olduğu söylenen bu bölge, daha ilk adımda bedenin ritmini değiştiriyor.
Peki, bu hissin arkasında ne var?
Kaz Dağları’nın sırrı, sahip olduğu özel jeolojik konumunda ve rüzgâr koridorlarında saklı. Edremit Körfezi’nden yükselen iyotlu deniz havası, dağın yamaçlarını kaplayan gür ormanların ürettiği bol oksijenle buluşuyor. Şahin Deresi Kanyonu gibi devasa doğal oluşumlar ise adete bir “baca” görevi görerek bu temiz havayı dağın zirvelerine ve ormanların en derinliklerine kadar taşıyor.
Gür ormanlar, serin dereler ve yüzlerce bitki türüyle çevrili bu dağ, doğanın hâlâ söz sahibi olduğu nadir yerlerden biri. Burada yürürken insan sadece yol almıyor, düşünceler de sadeleşmeye başlıyor.
Kaz Dağları, insana usulca “biraz dur” demeyi bilen bir coğrafya.

Bin Pınarlı İda Dağı’nın Hikâyesi
Kaz Dağları’nda yürürken bastığın toprağın binlerce yıllık hikâyelerle dolu olduğunu bilmek, bu deneyimi sıradan bir doğa yürüyüşünden ayırıp zamansız bir yolculuğa dönüştürüyor.
Antik çağlarda İda Dağı olarak anılan Kaz Dağları, Homeros’un İlya’da destanında “Bin Pınarlı” olarak betimleniyor. Mitolojide bu dağ; tanrıların, insanların ve kaderin yollarının kesiştiği yer olarak anılıyor.
Efsanelere göre Zeus, bu zirveden Truva Savaşı’nı seyretmiş, Paris kaderi belirleyen seçimini bu dağlarda yapmıştır. Afrodit’ten Hera’ya, Athena’dan diğer tanrılara uzanan pek çok hikâye, Kaz Dağları’nın doğasına sessizce karışır.
Bu efsanelerden en bilineni, mitolojide “altın elma” olarak anılan bir seçim hikâyesidir. Rivayete göre tanrıçalar arasında olan güzellik yarışmasında, en güzelin kim olduğuna karar vermesi için Paris seçilir. Hera gücü, Athena bilgeliği, Afrodit ise aşkı Paris’e vaat eder. Paris’in Afrodit’i seçmesi Truva Savaşı’na giden yolun da başlangıcı olur. Bu hikâye, Kaz Dağları’nı yalnızca bir coğrafya olmaktan çıkarıp, efsanelerin doğayla iç içe geçtiği zamansız bir anlatıya dönüştürür.
Burada mitoloji, kitap sayfalarında kalmaz. Rüzgârda, taşlarda ve manzarada hissedilir. Kaz Dağları’nı özel kılan şey de tam olarak budur: doğayla hikâyenin birbirine karışması.

Dağın Hafızasında Bir Hikâye: Sarıkız Efsanesi
Mitoloji sadece Yunan tanrılarıyla sınırlı değildir. Türkmen kültürünün derin izlerini taşıyan Sarıkız efsanesi de bu dağların hafızasında önemli bir yer tutar.
Köylülerin iftirasına uğrayan masum Sarıkız’ın babası tarafından dağa bırakılmasını ve ermişlik mertebesine ulaşmasını anlatan bu hüzünlü hikâye, bölge halkı için kutsaldır. Bugün hâlâ ağustos aylarında Sarıkız Zirvesi’nde hayırlar yapılır, dilekler tutulur.
Bu dağ, sadece fiziksel bir yükselti değil, yüzyıllardır insanların inançlarını, acılarını ve umutlarını saklayan bir hafıza merkezidir.

Yeşilin İçinde Yavaşlamayı Öğreten Yollar
Kaz Dağları’nda yol almak aceleye gelmez. Buradaki patikalar insanı hızlandırmak için değil, yavaşlatmak için vardır. Orman yürüyüşleri sırasında duyulan tek ses çoğu zaman ayaklarının altındaki yapraklar olur.
Telefonu cebinde unutmak kolaydır burada, çünkü dikkatini çeken başka şeyler vardır: ışığın ağaçların arasından süzülüşü, suyun taşlara çarpma sesi, toprağın kokusu… Bütün bunlar bir araya geldiğinde insanın içindeki gürültü de yavaş yavaş dağılır.

Kaz Dağları’nda Ruhuna İyi Gelen Duraklar
Kaz Dağları’nın en bilinen duraklarından biri olan Hasan Boğuldu Göleti ve hemen yakınındaki Sütüven Şelalesi, serinliği ve hikâyesiyle dikkat çeker. Burada suyun sesi sadece bir doğa unsuru değil; zihni boşaltan, düşünceleri yumuşatan bir ritim gibidir.
Bir süre durup şelaleyi izlemek, hiçbir şey yapmadan iyi hissetmenin mümkün olduğunu hatırlatır.

Ayazma Pınarı Tabiat Parkı – Ormanın İçinde Serin Bir Durak
Kaz Dağları’nın içinde saklı kalan Ayazma Pınarı Tabiat Parkı, suyun dinginliğiyle yeşilin ferahlığını bir araya getiren duraklardan biridir. Ağaçların arasından süzülen buz gibi suyun sesi, çevredeki sessizlikle birleşerek insana nefes almayı hatırlatıyor.
Burası kısa bir mola gibi değil; zihnin toparlandığı, ritmin kendiliğinden yavaşladığı bir ara durak hissi bırakıyor.

Adatepe Köyü – Taş Sokaklarda Zamanın Durduğu Yer
Adatepe’de yürürken saate bakma ihtiyacı azalır. Taş evler, dar sokaklar ve sessiz köşeler, hayatın temposunu fark etmeden düşürür.
Burası, “bir yere yetişme” hâlinden çok, “olduğun yerde kalma” hissi verir.

Zeus Altarı – Manzaraya Karşı Susmanın Gücü
Kaz Dağları’nın en etkileyici manzaralarından birine sahip olan Zeus Altarı, bakmaktan çok seyretmeye çağırır. Efsanelerin gölgesinde uzanan bu nokta, manzaranın karşısında susmanın da bir deneyim olduğunu hissettirir.

Yeşilyurt Köyü – Sadelikle Gelen Huzur
Kaz Dağları eteklerinde yer alan Yeşilyurt Köyü, sade yaşamın huzurunu taşır. Küçük kafeler, taş evler ve sakin sokaklar, gündelik hayatın karmaşasından uzaklaşmak isteyenler için yumuşak bir mola sunar.

Bu Yolculuk Bir Varış Noktası Değildir
Kaz Dağları, gezilip bitirilen bir rota değildir. Daha çok, insanın kendine doğru attığı küçük ama anlamlı bir adımdır. Oksijenin, sessizliğin ve hikâyelerin iç içe geçtiği bu dağ, ruhun hafiflediği anları çoğaltır.
Ruhuna İyi Gelecek Rotalar serisinde biz de tam olarak bu anların peşindeyiz. Daha az hız, daha çok his, daha az gürültü, daha çok iç ses… Bu seride her durak bir yere varmak için değil, biraz daha kendine yaklaşmak için seçiliyor.
Kaz Dağları da bu yolculukta nefesin yavaşladığı, hikâyelerin fısıldadığı ve insanın kendini yeniden duyabildiği özel bir durak olarak yerini alıyor.
Bir sonraki rotada yine doğanın, kültürün ve içsel yolculuğun kesiştiği başka bir durakta buluşmak üzere.
Yararlanılan Kaynaklar
- https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/kazdaglarinin-bacasi-sahin-deresi-kanyonu-40927461
- https://wannart.com/icerik/32797-ilk-guzellik-yarismasi-altin-elma-efsanesi-ve-eris
- http://www.balikesir-edremit.gov.tr/sarikiz
- https://kulturveyasam.com/10-madde-ile-kaz-daglari-daglarda-gecen-efsaneler/
- https://www.flypgs.com/blog/kaz-daglari/
- https://www.oggusto.com/seyahat/yurtici/kaz-daglari-gezi-rehberi
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Kaz_Da%C4%9F%C4%B1#:~:text=Kazda%C4%9F%C4%B1%2C%20Antik%20d%C3%B6nemlerde%20%22%C4%B0da%22,mitolojisinde%20%C3%B6nemli%20bir%20yere%20sahiptir.
- https://www.kazdagimilliparki.com/mtoloj.html
- https://balikesirticaretplatformu.com/unlulerin-tercih-ettigi--bilim-insanlarin-onayladigi-dunyanin-onemli-oksijen-kaynagi-kazdaglari
- https://longevity.com.tr/tr/kesfet/myhts-of-mount-ida-zeus-altar-and-mythological-trails
- https://www.canakkalekalem.com/bayramicin-dogal-cenneti-ayazma-pinari-tabiat-parki/152472
