Görünmeyen İş Yükü: Zihinsel Yük ve Kadınlar
iyihisset
26 Kas 2025
Fiziksel olarak güç harcandığı zaman bu belli olur. Dışarıdan bakıldığında bile birinin fiziki yorgunluğu açıkça görülebilir. Ancak zihinsel yorgunlukta bu söz konusu değildir. Gerçekten bir an olsun durmaya çok ihtiyaç duyan bir zihin vardır ama dışarıdan bakılarak anlaşılmaz ya da doğrudan fiziki bir göstergesi olmaz. Sessiz ve görünmezdir ama pek çok fiziki yorgunluktan çok daha yorucudur.
Zihinsel Yük Nedir?
Daha somut hale getirmeye çalışalım: Zihinsel yük, evde ya da işte olması fark etmeksizin sürekli bir koordinasyon, planlama, hatırlatma ve duygusal dengeleri yönetmenin toplamı olan bir yüktür. Bunlar daha çok yapılan işlerin görünmeyen taraflarını oluşturur. Mesela, bir yemeği yapmak görünür bir iştir ama hangi yemeği pişireceğine karar vermek, alışverişi organize etmek, zamanı planlamak ve herkesin yiyebileceği bir yemek yapmaya çalışmak bu kadar basit bir işin bile aslında o kadar basit olmadığını işaret eden görünmez tarafıdır.
Bedeni dinlendirmekle kurtulması mümkün olunan bir yükten de bahsetmiyoruz. Beden dinlenme moduna geçtiğinde bile zihin hala bir şeylerle meşgul olabilir. Yarının planlarını yapar, alternatif senaryolara karşı hazırlık yapar, riskleri hesaplar… Hiç durmadan arka planda çalışmaya devam eder. Sonuç olaraksa uyku kalitesinin düşmesi, karar yorgunluğu, tetikte olma hali ve kaçınılmaz olarak da yaşam enerjisinin kaybolması.

Evde Görünmeyen İşler
Her biri küçük başlıklar gibi görünen evdeki sorumluluklara bir bakalım: Yemek yapmak, alışverişe gitmek, temizlik yapmak, çamaşırları yıkamak, çocukların ev ödevleri, faturaların ödenmesi, gelir-gider dengesinin korunması, misafirler… Bunların hepsi tek başına çok fazla vakit alan işler olmasa da süreklilik gerektirdiği için yorucu bir tempoya dönüşür.
Bununla da kalmayıp bu işleri yapan kişinin gösterdiği performans işin kalitesinin ölçütü olur. Bunun sebebi aslında bir standart belirlenmemesidir. Çamaşırları yıkamak, evi temizlemek ya da yemek yapmak tek bir kişinin sorumluluğundan çıkar ve evdeki herkesin işi olur. Bir standardın altına düşmüş olmak da işin yapılmasını işaret eder.
Ancak genellikle bir iş bölümü tablosu ile karşılaşmazsın. Evdeki “yedek oyuncu” gibi olursun. Aslında büyük bir iş yükü yaratan koordinasyon kabiliyetlerin ise sanki sihirli bir değnek sayesinde gerçekleşiyor gibi görünür.

İş Yerinde Zihinsel Yük Sebepleri
Ofislerde de iş yerinin ekosistemi için gerekli olan işler vardır. Temelde ev işlerinden çok da farklı olduğunu söylemek aslında mümkün değil: Toplantı organize etmek, görev dağılımları yapmak, yeni geleni ekibe ısındırmak, doğum günü ve etkinlikleri takip etmek… Her biri her zaman “Küçük İşler Listesi” içinde yer alır. Yapılması zahmetsizdir ama yapılmadığında da büyük sorun olur.
Uzaktan çalışma modellerinde işe sınırlar daha görünmez olmaya başlar. “Kısa bir mail attım.” mesajları mesai saatlerinin dışına taşar. Bir görevi kimin yapacağı belli olmadığında hatırlatma görevi hep bir kişinin üzerine kalır. Ana işine odaklanmak için harcaman gereken enerjinin çoğunu tükettin bile. Oysa çok yorucu bir iş de yapmadın, değil mi? Yaptın, sadece görünmez oldukları için bütün gün taşıdığın bu yükleri göremiyorsun.

Toplumsal Düzeyde Yüklenen Yorgunluklar
Her zaman yaptığımız tercihler sebebiyle bu durumu yaşamayız. Bu görünmez yüklerin bir de toplumsal boyutu var. Kültürel kalıplar, ekonomik koşullar ve kamu politikaları kadınların üstüne binen yükleri daha da artırıyor. Çocuk bakmanın, ev işlerinin kadının doğal alanı gibi görülmesi, kadınların buralarda desteklenmesi gerektiği düşüncesinin akla gelmesini bile zorlaştırıyor.
Sosyal medyada ya da televizyonlarda “kusursuz bir ev ve başarılı bir kadın” resimlerinin ne kadar büyük bir maliyeti olduğu gizlenir. İş yerlerinde ise duygusal emek ve koordinasyon çoğu zaman ölçülmez ve görünmez sermaye gibi kullanılır. Pek çok iş yerinde kreş olmaması, ebeveyn izinlerinden faydalanılamaması da tüm bunların üstüne eklenir.
Oysa bütün bu anlayışın ve politikaların değişmesi gerekir.

Neden Özellikle Kadınların Üzerinde?
Sorunun cevabını şimdide değil, yetiştirilme şekillerimizde aramalıyız. Daha çocukken bir kız çocuğuna öğretilenlerin çoğu erkek çocuklarına öğretilmez. Ayrıca kız çocukları “Daha düzenlisin, sen yaparsın.” gibi övgülerle bu öğretileri pekiştirir. Sona bu öğrenilen beceriler birer sorumluluğa dönüşür ve “Bunu hep sen yapıyorsun.” şeklinde evrilir.
Çocukken öğrendiklerinin yetişkinliğine işlenen bir misyon olduğunu fark edince de alışkanlıklar engeline takılıyor. Erkekler yaptığında “yardım” olan her şey kadınlar için “görev” oluyor. Bu adaletsiz görevlendirilmelerin yaşam kalitesi ve standartları üzerindeki olumsuz etkisi ise çoğu zaman görünür sebeplerle ilişkilendiriliyor ve kimse görünmez yükler hakkında konuşmuyor. Ancak “zaten yapılması gereken”i yapan kadınların emeğinin görünmez olması kırgınlık ve tükenmişliğin esas sebeplerinden biridir.

Önce Sen Kendini Fark Et
Buraya kadar “Aynı ben!” diye kendini gördüysen harekete geçmen lazım. Kimse değil, öncelikle senin fark etmen önemli.
Görünür Kıl
“Bugün kaç kişinin işini zihnimde taşıdım?” diye kendine sor. Bakması gereken maile bakmamış olan iş arkadaşlarından kendi çamaşırlarını yerleştirme becerisine sahip olduğu halde hala bunu yapmamış olan çocuklarına kadar… Bunların hepsini yazılı bir şekilde görselleştir. Hangilerinin aslında senin işin olmadığını belirle ve onları düşünmeyi bırak.
Standart Oluştur
Yeterince iyi olan herkes için neyse bu standardı birlikte belirleyin. Mükemmel olmasını değil, sürdürülebilir olmasını hedefleyin. Evde bunun için bir takvim, eğlenceli bir pano kullanabilirsin. İş yerinde ise görev takip programlarından faydalanabilirsin.
Sınır Cümleleri Oluştur
“Alışverişi ben yapmayacağım.” ya da “Bu benim görevim değil.” demedikçe işlerin senin üzerine kalması ve beklentinin sana doğru yönelmesi kaçınılmaz. Bu yüzden hangi görevi yapacağını, hangisini atadığını net olarak belirt.
Küçük İşler Herkesin Görevi
Evde de işte de küçük ama mutlaka yapılması gereken işler sadece senin görevin olmasın. Bunları aile üyelerinle de iş arkadaşlarınla da paylaş.
Aynı düzende devam ettikçe kapana kısılmış gibi hissetmeye devam edersin ancak bugünden itibaren değişim başlarsa zihnin ferahlar ve yaşam kaliten artar.