Ana içeriğe atla

Şuan Çok Popüler

Yüksek Etkileşimli

Yazarların Gözdesi

İcat Çıkaran Teknoloji Devlerinin Çocuklukları

Evin salonunda dağılmış legolar, sökülmüş bir radyonun etrafa saçılan parçaları, duvarlara çizilmiş garip şekiller veya mutfak tezgâhında yapılan küçük deneyler… 

Birçok ebeveyn bu manzaralar karşısında derin bir nefes alıp “Yine ortalık karıştı.” diye iç geçiriyor olabilir.

Peki ya o dağınıklık, geleceğin teknolojisini inşa eden bir laboratuvarsa?

Ya “yaramazlık” dediğimiz şey, dünyayı değiştirecek bir merakın ilk işaretiyse?

Bugün hayatımızın ayrılmaz parçası hâline gelen pek çok teknolojinin ardında, olağanüstü çocuklar değil; merak etmeyi bırakmayan çocuklar var. 17 Ocak Mucit Çocuklar Günü, tam da bunu hatırlatmak için güzel bir fırsat.

Hadi gel, bugün hayranlıkla izlediğimiz o teknoloji devlerinin çocukluklarına birlikte bakalım.

Dahi Değil, Meraklı Çocuklar

Teknoloji tarihine yön veren isimlerin çoğu “harika çocuk” olarak büyümedi. Onları farklı kılan, her şeyi doğru yapmaları değil; denemekten vazgeçmemeleriydi.

Bu isimler çocukken bir şeyleri söktüler, yeniden birleştirdiler. Kuralları sorguladılar, oyun oynar gibi öğrendiler ve hata yapmayı sürecin bir parçası olarak gördüler.

Bugün “devrim” dediğimiz fikirlerin çoğu, işte bu yaklaşımın devamıydı.

Steve Jobs – Bir Soru ile Başlayan Yolculuk

Steve Jobs’un hikâyesi genellikle teknoloji dehası” etiketiyle anlatılır. Oysa bu yolculuk, henüz 12 yaşındayken merakla açılan bir telefonla başlar.

Bir frekans sayacı yapmak isteyen Jobs, gerekli parçaları bulamayınca Hewlett-Packard’ın kurucu ortağı Bill Hewlett’i arar. İhtiyacını doğrudan ona anlatır. Bu cesur arama ona yalnızca aradığı parçaları değil, aynı zamanda HP’de yaz stajı fırsatını da getirir.

Jobs’un teknolojiyle kurduğu bu erken temas, ileride Apple yolculuğunda onu besleyen “nasıl çalışıyor?” sorusunun ve “daha iyisi mümkün” düşüncesinin temelini oluşturur.

Bu hikâye bize şunu hatırlatır: Büyük icatlar çoğu zaman olağanüstü zekâlardan değil; çekinmeden soru soran, denemekten vazgeçmeyen ve merakının peşinden gitmeyi sürdüren çocuklardan doğar.

Bill Gates: Oyunu Ciddiye Alan Bir Çocuk

Bill Gates, küçük yaşlardan itibaren düşünmeyi ve sorgulamayı seven bir çocuk oldu. Saatlerini ansiklopediler karıştırarak ve kitapların arasında kaybolarak geçirirdi. Yaşıtları sokaklarda oynarken, onun dünyası çoğu zaman kitapların içindeydi.

13 yaşında başladığı özel okulda bilgisayarlarla tanışması ise hayatında yeni bir kapı açtı. Okulun bilgisayar laboratuvarı, Gates için yeni bir merak evreni oldu. Bilgisayarla sadece tanışmadı; onunla vakit geçirdi, denedi, hata yaptı ve yeniden denedi. Henüz genç yaşta yazdığı basit oyun programları, teknolojiyi bir araçtan çok bir oyun alanı olarak gördüğünü gösteriyordu.

O dönemlerde “mucize çocuk” lakabıyla anılması boşuna değildi. Ancak onu farklı kılan şey yalnızca yeteneği değil, merakını ciddiye almasıydı.

Elon Musk: Hayal Gücüyle Kurulan Dünyalar

Bugün Mars’a gitmeyi planlayan ve elektrikli araç devrimini yapan Elon Musk’ın çocukluğu sandığımız kadar sosyal değildi. Musk içine kapanık, sosyal ilişkilerde zorlanan ve hatta karanlıktan çok korkan bir çocuktu.

Bu korkusunu yenmek için başvurduğu yöntem, onun mühendislik zekâsının ilk sinyaliydi. Fizik kitaplarını okuyarak karanlığın yalnızca “foton yokluğu” (ışık parçacıklarının eksikliği) olduğunu öğrendiğinde korkacak bir şey olmadığına kendini bilimle ikna etti.

Musk’ın çocukluğu, kitaplarla ve bilimle iç içe geçti. Küçük yaşlarda fizik ve mühendislik kitaplarına ilgi duydu, kendi kendine programlama öğrendi ve henüz daha 12 yaşındayken bir bilgisayar oyunu geliştirdi.

Musk’ın hikâyesinde dikkat çeken nokta yalnızca öğrenmesi değil, hayal etmesiydi. Bugün uzay, enerji ve teknoloji üzerine kurduğu dünyaların temeli, işte bu çocukluk hayallerine dayanıyordu.

Mark Zuckerberg – İletişim İhtiyacından Doğan Teknoloji

Mark Zuckerberg, çocukken babasının diş hekimliği muayenesi için Zucknet adlı bir mesajlaşma programı geliştirdi. Bu küçük proje bile onun teknolojiye nasıl baktığını özetliyordu: insanları birbirine bağlamak.

Hazırlık okulundayken bu merak daha da derinleşti. Kullanıcıların müzik tercihlerini tahmin eden yapay zekâ temelli bir program yazması, Zuckerberg’in yalnızca kod yazmadığını, insan davranışlarını da anlamaya çalıştığını gösteriyordu. Üniversite hayali onu Harvard’a taşıdı ama asıl kırılma noktası, kampüste insanların birbiriyle bağlantı kurma ihtiyacını fark etmesiyle yaşandı.

Bugün milyarlarca insanın kullandığı platformların kökeninde, çocuklukta hissedilen bu iletişim ihtiyacı var.

Larry Page – Bilgiyi Düzenleme Merakı

Larry Page, bilgisayarların hayatın doğal parçası olduğu bir evde büyüdü. Onun için teknoloji, özel bir ilgi alanı değil; günlük hayatın kendisiydi.

Çocukluğundan itibaren bilgiyi sınıflandırma, düzenleme ve erişilebilir hâle getirme fikri ilgisini çekti. Bu merak, yıllar içinde “dünyadaki bilgiyi organize etmek” gibi büyük bir misyona dönüştü.

Sergey Brin’le üniversitede yolları kesiştiğinde ise bu fikir, Google’ın temelini oluşturan projeye evrildi.

Merak Eden Çocukların Ortak Hikâyesi

Bu hikâyelere yakından baktığımızda ortak bir gerçek ortaya çıkıyor: Bu isimlerin hiçbiri kusursuz değildi. Her şeyi en başından doğru yapan, hatasız ilerleyen çocuklar değillerdi. Ancak hepsi bir noktada aynı şeyi yaparak sormaktan vazgeçmedi. Bir şey işe yaramadığında yeniden denediler, anlamadıklarında kurcaladılar, yanlış yaptıklarında geri dönüp tekrar baktılar.

İcat çıkaran çocuklar aslında olağanüstü zekâlarıyla değil, “icat çıkarma” lafının arkasındaki merakı ciddiye alacak kadar cesur olmalarıyla öne çıktılar. Onları ileri taşıyan şey, cevabı hemen bulmak değil, sorunun peşinden gitmeye devam etmekti.

Bugünün Çocukları için Küçük Bir Hatırlatma

Bugün çocukların elinde tabletler, telefonlar ve oyunlar var. Ancak asıl mesele yalnızca ne izledikleri ya da ne oynadıkları değil, bu araçlarla nasıl ilişki kurdukları. Merak etmelerine izin veriliyor mu, yoksa sadece tüketmeleri mi bekleniyor?

Belki de en önemli soru şu: Bir çocuk hata yaptığında, onu hemen durduruyor muyuz yoksa denemesi için alan mı açıyoruz?

17 Ocak Mucit Çocuklar Günü bize tam da bunu hatırlatıyor. Bugün bir çocuğun sorduğu basit bir soru, yarının teknolojisini başlatabilir. Bazen yapılması gereken tek şey, “icat çıkarma”yı bir uyarı değil, bir ihtimal olarak görmek ve meraka alan açmak. Çünkü dünya, merak eden çocuklarla değişiyor.

Yararlanılan Kaynaklar

  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
En Fazla 3 Tepki Verebilirsiniz

 

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri almak için kayıt olmak ister misiniz?

Kendinizi iyi hissettirecek kaliteli yaşam tavsiyeleri
almak için kayıt olmak ister misiniz?

Günümüzde ıslak mendiller, hızlı ve pratik bir temizlik aracı olarak sıklıkla tercih ediliyor.