Çocuk Hakları: Kağıttan Hayata Taşınan Yolculuk
iyihisset
20 Kas 2025
Çocukların olmadığı bir dünya ne kadar da renksiz olurdu, bir düşünsene… O kocaman hayal dünyaları, insanı şaşırtan kalıp dışı düşünceleri, bitmeyen enerjileri, bazen acımasız derecede objektif bazen de ulaşılmaz derecede merhametli oluşları… Her bir özelliği ile çocuklar aslında yaşam enerjisini taşıyan en güzel varlıklar.
Ne yazık ki onlara sunulan dünya her zaman bu rengarenk potansiyelleri için değil, çaresiz ve güçsüz oluşlarından faydalanmak üzerine de kurulabiliyor. Bu yüzden de aslında hiç gerek kalmasını diliyor olsak da hala sıkı sıkıya korunmaları da şart.

Çocuk Hakları Neden Ayrı Bir Başlık?
Çocuklar, hızla ve kimliklerini tanımlayarak geçirdikleri değişim sürecinden yetişkinlerden çok daha fazla korunmaya, yönlendirilmeye, doğru bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Her insanın doğuştan gelen hakları kapsamında katılımı ve erişimi için bazı özel güvencelere gereksinim duyuyor, bu haklarını kullanabilmesine engel durumlara karşı korunması gerekiyor. Bunların “çocuk hakları” olarak tanımlanması, aslında var olan haklara çocuklar için hukuki bir tanınırlık getiriyor.

Nasıl Ortaya Çıktı?
Sanayi Devrimi’ne kadar zamanda geriye gittiğimizde, 19. ve 20. yy’ın başında çocukların, hiç de insancıl olmayan koşullara zorlandığını görüyoruz. Sanayi Devrimi’nin insanların hayatına getirdiği çalışma modellerine yetişkinler gibi ve onlar kadar maruz bırakıldılar. Uzun saatler, düşük ücretler ve tehlikeli koşullar çocuklar için de çalışma hayatının bir parçasıydı.
Bu durum kemikleşmeye o kadar müsaitti ki atılan adımlar “iyilik” çerçevesinde yapılabileceklerle sınırlandığında çözüm getirilmesi imkansızdı. Bu yüzden hekimler, eğitimciler ve aktivistler ses çıkarmaya, “çocuğun üstün yararı” fikrini dile getirmeye başladı. Özellikle de I. Dünya Savaşı’nın ardından çocukların dokunulmaz hakları olduğu fikri, halkın içinde dolaşmaktan çıkıp devlet kademelerinin gündeminde yer almaya başladı.

İlk Metinler: Yazılı Olarak Başlayan Dönüşüm
Eglantyne Jebb, bir İngiliz aktivistti. Kendisi “Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi”ni hazırladı. Bu bildirge, 1924 yılın Milletler Cemiyeti tarafından kabul edildi. Çok uzun bir metin değildi ama çok temel ve gerekli noktaları işaret ediyordu: Çocuğun korunması, beslenebilmesi, eğitim görmesi ve afet ya da kriz anlarından önceliği. Bu bildirge çocuğa bakış açısının temelini atmış oldu.
1959 yılında ise Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Bildirgesini kabul etti. Bu sefer kapsam da genişletildi. Ancak bu aşamada hala iki metnin de bir bağlayıcılığı yoktu. Bağlayıcı olması için daha güçlü bir hukuki omurga ile desteklenmeliydi.

Ciddi Bir Adım: 1989 Sözleşmesi
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 20 Kasım 1989 yılında Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin kabul edilmesiyle bir dönüm noktası yaratmış oldu. Bu sözleşmede devletler için açık ödevler vardı. Bir bağlayıcılığı da olan bu hukuki metnin ilk 4 ilkesi yön gösterici niteliktedir:
- Ayrım gözetmeme
- Çocuğun üstün yararı
- Yaşama - gelişme hakkı
- Katılım hakkı
Yürürlüğe girdiği 2 Eylül 1990 tarihinden bu yana neredeyse evrensel düzeyde en geniş katılıma sahip olan bu sözleşme üç İhtiyari Protokol ile de güçlendirildi.

Çocuk Haklarının Önemi
Çocukların, korunmasını gerekli kılan doğalarına karşı anlayış ve iyilik yeterli ölçütler olarak kabul edilemez. Daha doğrusu, onlara karşı belirlenen yaklaşımlar inisiyatif çerçevesinde değerlendirilirse çocukların korunması mümkün olmayabilir. Bu yüzden tüm haklarda olduğu gibi çocuklar için de hak konusu olan her şey için hesap sorulabilir bir sistem gereklidir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi eğitim, sağlık, kimlik, aile yanında büyüme, şiddetten korunma, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, adalete erişim gibi pek çok alanda belli standartlar sağlar. Bu sayede veri toplanması, bağımsız izleme mekanizmalarının kurulması, çocuk payının bütçede güçlendirilmesi gibi çeşitli aksiyonların alınması sağlanır.
Yani, çocuğun sahip olduğu haklardan her çocuğun faydalanması için izlenebilir, takip edilebilir, sürdürülebilir, uygulanabilir bir politika zincirinin oluşması için Çocuk Hakları Sözleşmesi büyük bir önem taşır.
Kağıttan Hayata Geçen Kısım: Uygulamalar
Eğitim
Kız çocuğu ve dezavantajlı grupların kapsanması da dahil olmak üzere zorunlu olarak ve ücretsiz bir şekilde eğitime erişim hakkını sağlar.
Koruma
Şiddet, istismar, ihmal, akran zorbalığı gibi durumlar karşısında önleyici ve rehabilite edici sistemler oluşmasını sağlar.
Katılım
Okul meclisleri, yerel yönetim platformları, danışma kuralları oluşmasını ve buralarda “çocuklar hakkında karar, çocuklarla birlikte” ilkesinin benimsenmesini sağlar.
Adalet
Çocukların adalet sistemi ile cezalandırılmasından önce onarıcı süreçlerden geçmesini sağlar.
Çalışma Yaşamı
Çocuk işçiliğinin önüne geçilmesini sağlar.
Dijital Dünya
Mahremiyet, çevrimiçi güvenlik ve algoritmik ayrımcılık karşısında koruma sağlar.

Bugün Hala Sınavlar Var
Bu konuda gerekli hukuki adımlar atılmış olsa da ne yazık ki dünyanın her yerinde aynı derecede uygulanabilir olduğunu söylemek mümkün değil.
Geçmişteki en büyük sorun çocukların fabrikalarda çalışmasıydı. O döneme kıyasla bu oranın azaldığını söyleyebiliriz belki ama bugün de dijital platformlar çocuklar için büyük bir tehdidi barındırıyor. Bununla birlikte göçler, çatışmalar, afetler hızla değişen dünyanın içinde çocuk haklarının sürekli güncellenmesini de zorunlu kılıyor.
Çocuk Hakları Sözleşmesi, esnek bir çerçeve sunarak veriye dayalı politikalar, çocuk dostu bütçeler ve katılımcı mekanizmaları ile desteklendiği sürece güncellenmesi görece kolay bir sistem sunuyor. Bu iyi haber olsa da daha az çaba sarf edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor.
Çocuk hakları, bir dönemin vicdanlı insanlarının yükselttiği sesin hukuki bir temele oturmasını sağlamıştır. Bugün ise çocuk haklarının korunması için hiçbir haksızlığa sessiz kalmamak dışında onlar adına alınacak kararlara çocukları da dahil etmek en büyük görevlerimiz arasında.
Dünya Çocuk Hakları Günü kutlu olsun.