Cigna Finan Hemen Bilgi Al

Kokusuyla Cezbeder, Tadıyla Mest Eder Kahve…

YE-İÇ22 Mayıs 2017

“Gönül ne kahve ister ne kahvehane. Gönül ahbap ister, kahve bahane.”

Kültürümüzün ve günlük hayatımızın en önemli parçalarından biri olan ve neredeyse onsuz yapamadığımız “kahve”, binyıllardır insanoğlunun en önemli dostlarından biri oldu. Bazen tatlı bir sohbetin, bazen koyu bir dedikodunun, bazen de bitmek tükenmek bilmeyen gecelerin yareni oldu. “Bir acı kahveni içmeye geldim” cümlesiyle başlayan her bir sohbet, devam eden bir kültürün yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Baş döndüren kokusu, insanı kendisine çeken tadı ile kahve baş tacımız olmayı sürdürüyor.

kahve

Kahvenin tarihi ya da ilk olarak ne zaman tarih sahnesine çıktığı konusunda onlarca rivayet bulunuyor. Farklı kültürler içerisinde kendisine yer bulan kahve, temel olarak “Rubiacae” ailesinden “Coffea” ağacının meyvesinin çekirdeği. Tamamen tropikal bir iklim, volkanik bir zemin, orta derecede nemli bir hava istiyor. Örneğin kahve bitkisinin doğal olarak yetiştiği yerlerden biri olan Etiyopya’nın güneyindeki eski Habeşistan’ın yüksek yaylaları gibi. Kahvenin ilk olarak bu bölgede keşfedildiği, ardından Yemen’e, Arabistan Yarımadası’na ve oradan da dünyaya yayıldığı tahmin ediliyor. Arap efsanelerinde sıkça adı geçen kahveye Homeros da değiniyor. Rivayetler çeşitli. Ancak bu efsanelerin buluştuğu ortak nokta ise, kahve içeceğinin içerdiği kafeinin zihni açık tutan ve uykuyu gideren özelliğiyle ilk olarak din adamlarınca şifa dağıtmada kullanılmaya başlandığı.

“Bol miktarda, iyi bir kahve ruhumu uyandırır, canlılık verir. Harika bir güç ve kararlı bir harekete geçme isteği.” Honore de Balzac

bol miktarda kahve

Tarihte kısa bir tur attıktan sonra şimdi gelin dünyanın farklı yerlerinde kahvenin nasıl içildiğine, en sevilen kahve çeşitlerine ve hazırlama yöntemlerine bir bakalım.

Espresso, çok güçlü bir makinede, buharla birlikte inceltilen bir kahve çeşidi. Americano ise aynısının sıcak su ile inceltilmişi. İtalyanların tercihi olan doppio, espressonun iki katı su ve kahve barındırıyor. Caffe Latte ise yine espressonun içerisine süt eklenerek yapılıyor. Cappucino, kahvenin üçte ikisi oranında sütün ısıtılması ve köpürtülmesi ile hazırlanıyor. Con panno, espressoya dövülmüş krema eklenerek sunuluyor. Mocha’da ise sıcak çikolata, buharda pişmiş süt ve biraz krema bulunuyor.

kahve sevenler,

Kahveyi dünyada en çok ABD, Almanya, Brezilya, Japonya, Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere ve Endonezyalılar tüketiyor.

Peki ideal kahveyi nasıl hazırlayacaksınız? İşte birkaç tüyo…

- Filtre kahveyi hazırlarken en iyi ölçü 30 ml kahveye, 150 ml su konulması. Filtrenizin de metal olması, hatta mümkünse altın kaplı olması tadını çok değiştirecektir.

- Filtre kahvenizi 20 dakikadan daha uzun süre ısıtıcıda bırakmayın. Kahve acılaşacaktır.

- Espresso kahve asla bekletilmez, hemen içilir.

- Cappucino hazırlarken sütü köpürtmeyi unutmayın. Bunun için de yüksek basınçlı su buharı kullanmalısınız.

- Maccihiato hazırlarken espressoyu yavaşça bardağın kenarından dökün ve süte ekleyin. Bu şekilde kahvenin ortada kalmasını sağlarsınız.

maccihiato

YORUM YAP

CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
YE-İÇ 18 Eylül 2017

Şekerin sadece şeker hastaları için mi zararlı olduğunu düşünüyorsunuz? Öyleyse şeker konusunda bilinçlenmenizin zamanı gelmiş! Çünkü yüksek kan şekeri konusunda bilinçli olmayan, beslenme şekline özen göstermeyen herkes farklı hastalıkların riskini taşıyor.

1. Bitmeyen Açlık Krizleri


Yüksek kan şekeri, glikozun hücrelere girmesini engellediği için vücut yeterli enerjiyi bulamıyor ve bitmeyen açlık krizleriyle karşılaşıyor.

2. Sık Sık İdrara Çıkma

Çok sık idrara çıkma, kan şekeri yüksek kişilerde en çok görülen belirtilerden biri. Çünkü şekerin yükselmesiyle birlikte böbrekler emilemeyen glikozu dışarı atarak kan ve hücrelerdeki glikoz konsantrasyonunu eşitlemeye çalışıyor.

3. Ağız Kuruluğu

Böbreklerin fazla şekerden kurtulmak istemesi beraberinde sıvı kaybına yol açıyor. Hal böyle olunca kişilerin su ihtiyacı arttığı için ağız kuruluğu problemiyle karşılaşmaları da kaçınılmaz oluyor.

4. Artan Yorgunluk

Glikoz vücutta depolanıp emilmediği için kan şekeri yüksek kişiler, ihtiyaç duydukları enerjiyi üretemiyor. Bu da kendilerini sürekli yorgun hissetmelerine neden oluyor. Özellikle sabahları yataktan kalkmakta zorlanıyorsan ve gün ortasında uyuklamaya başlıyorsan, şeker tüketimini gözden geçirmelisin.

5. Kilo Kaybı

Glikoz dengesizliği kısa süre içinde kilo kaybına sebep olabilir. Bunun olası sebepleri:

-Sık sık idrara çıkma nedeniyle oluşan sıvı kaybı zayıflamanıza  neden olabilir.

-Glikoz metabolizması için insülin seviyesi yetersizse vücut yağ yakmaya başlayabilir.

-İdrardaki yüksek glikoz, vücudun daha fazla kalori harcamasına yol açabilir.

6. Bulaşıcı Hastalıklardaki Artış

Yüksek kan şekeri olan kişilerin, bulaşıcı hastalıklara yakalanma ihtimali daha fazla. Çünkü fazla miktardaki şeker, bakteri ve mayaların çoğalmasına ortam hazırlar. Başta kadınlar olmak üzere herkes özellikle cinsel organlarla ilgili enfeksiyonlara karşı dikkatli olmalı.

7. Cilt Kuruluğu

Çok sık idrara çıkma ve hasar gören sinirlerin ter bezlerini bozması gibi nedenlerden ötürü yüksek kan şekeri olan kişiler, cilt kuruluğu problemi yaşayabilir. Bu yüzden sık sık nemlendirici kremler kullanmaları gerekir.

8. Zihinsel Bozukluklar

Yüksek kan şekeri seviyesi glikozun beyin hücrelerine girip enerji üretmesini engeller. Bu nedenle konsantrasyon problemleri, düşünme ve karar verme hızında azalma gibi durumlar ortaya çıkabilir.

9. Bulanık Görme

Kan şekeri yüksek kişiler, dehidrasyon etkisinin bir sonucu olarak bulanık görme problemiyle sık sık karşılaşırlar. Bu, göz sağlığının bozulmasına hatta kalıcı görme kayıplarına bile neden olabilir.

10. Yaraların Geç İyileşmesi

Yüksek kan şekeri, damarlara hasar vererek vücuttaki yaraların geç iyileşmesine neden olabilir.

11. Kaşıntı

Cilt kuruluğuna bağlı olarak vücutta genel bir kaşıntı hali olabilir.

12. Gerginlik

Araştırmalara göre kan şekeri yüksek kişiler daha endişeli, sinirli ve depresyona meyilli oluyorlar. Beynin glikoz dengesi bozulduğu için ruh hali de olumsuz etkileniyor. Unutmayın ki sinir, stres gibi faktörler hücrelerin yıpranmasına neden olduğu için kanser de dahil olmak üzere pek çok ciddi hastalığa meydan hazırlıyor. Ancak söz konusu kanser olunca çok daha iyi önlemler almak gerek.

Cigna Finans Kansere İnat Yaşasın Hayat Sigortası yaptırmaya ne dersiniz? Bu sigortaya sahip olarak, kanser hastalığına yakalanmanız durumunda 250.000 TL’ye varan toplu para ödemesi alabilirsiniz. Üstelik, bu maddi desteği ister tedavi masraflarınız ister fatura, kira, kredi gibi diğer masraflarınız için dilediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Detaylı bilgi için.

 Hemen Başvur