Cigna Finan Hemen Bilgi Al

Freelance Çalışma Rehberi

YAŞA17 Mayıs 2017

freelance çalışmak

Gelişen medya teknolojilerinin kaçınılmaz sonucu olan dijitalleşme sayesinde freelance çalışma oranları tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artıyor. Freelancerların ortaya çıkardığı yeni ekonomi modeli olan Gig (kısa süreli iş) hızla büyüyor. ABD’de ve Avrupa’daki 15 ülkede 2016 verilerine göre toplam 162 milyon freelancer var ve yakın gelecekte bu sayının dünya genelinde artış göstereceği ortada. Freelancerlar ve ileride böyle çalışmak isteyenler için rehber niteliğinde bir derleme yaptık. Hep birlikte bakmaya ne dersiniz?

1) Kendinizi En Verimli Hissettiğiniz Saatlerde Çalışabilirsiniz

verimli saatte çalışmak

Herkesin verimli çalıştığı bir zaman dilimi var ve bunu keşfeden kişiler başarı basamaklarını hızla tırmanıyor. Kimi sabahın erken saatlerinde kimi öğleden sonra, kimi ise gece yarısından sonra kendini çok daha yaratıcı ve enerjik hissediyor. Freelancerlar ofis hayatının kısıtlayıcı saatleri olmaksızın kendilerini en üretken hissettikleri zaman diliminde çalışmalarını tamamlayarak çok daha verimli bir iş hayatına sahip oluyorlar.

2) Kendi Kendinizin Patronu Olma Düşüncesi Bile Güzel

kendi patronun olmak

Eğer başarılı bir freelancer iseniz birden çok şirketle ortak çalışabilir hatta kendi müşterilerinizi bile seçebilirsiniz. Hem rahat ve özgür bir atmosfer hem de patron olma fikri… Üstelik sabahın erken saatlerinde uyanma zorunluluğunuz da yok. Sizce de kulağa hoş gelmiyor mu?

3) Freelance Çalışma ile Sınırsız Seyahat Özgürlüğü

çalışırken seyahat özgürlüğü

İnternet bağlantısının ve bilgisayarınızın olduğu her yerden çalışmalarınızı sürdürebileceğiniz için dünyanın dört bir yanını dolaşarak işi istediğiniz yerden yapıp yollayabilirsiniz. Tabii tembellik edip düzenli olarak çalışmazsanız veya “Nasılsa mesai saatim yok” deyip işleri yavaştan alırsanız, bu hayalinizi gerçekleştiremezsiniz.

4) Zaman Kaybı Minimum

minimum zaman kaybı

Özellikle şehir hayatında günün büyük bir kısmı trafikte kavga gürültü çekerek geçiyor. Bu hem enerji hem de zaman kaybı anlamına geliyor. Herkesin evden çıkıp ofise gittiği veya akşam ofisten eve döndüğü saatlerde trafiğe girmeme lüksü için bile freelance çalışma hayatını seçmeye değer!

5) Sıkıcı İş Kıyafetleri Giyme Derdi Yok

iş kıyafetleri

Özellikle soğuk kış günlerinde sabahın erken saatinde sıcacık yatağınızı bırakıp yola koyulmak ne kadar zor herkes bilir. Freelance çalışanlar evin herhangi bir odasını ofis olarak kullanıp pijamalarıyla çalışmanın keyfini sürebiliyor. Herkesin kılık kıyafet kurallarından şikayet ettiği kurumsal iş hayatıyla kıyaslayınca, kendinizi en rahat hissettiğiniz şekilde çalışmanın pek çok avantajı var. Mesela daha özgür hissederek yaratıcılığınızı artırabilirsiniz, her sabah gömlek, pantolon, etek ütüleme derdinden kurtularak zamandan tasarruf edebilirsiniz… Ama bir süre sonra bundan da sıkılacağınızı hesap ederek arada farklı ortamlarda da çalışmaya özen gösterin.

6) Aman Dikkat! Sabit Bir Maaşınız Olmayacak

freelance maaşı

Bu maddeye kadar freelance çalışma hayatının olumlu yanlarından bahsettik ancak freelancer olmanın da altı çizilmesi gereken birtakım sıkıntıları var. Örneğin sabit bir maaşınız olmadığı için para idaresini çok dikkatli yapmanız gerekiyor. Kimi dönem projeler üst üste gelebilir ve maddi açıdan oldukça rahat edebilirsiniz. Ancak kimi zaman da bir anda işler kesilebilir. Bu nedenle her zaman bir süre işsiz kalma ihtimalinizi düşünerek ufak birikimler yapmanızda yarar var.

7) Ev Hapsi Yaşamanız da Muhtemel

evden çalışmak

Her ne kadar freelance çalışanlar diledikleri gibi seyahat edebilir, dünyanın dört bir yanından işlerini yapabilirler dediysek de her zaman öyle olmuyor. Eğer en az ofis hayatı kadar sistemli ve düzenli çalışmazsanız günün nasıl geçtiğini anlayamaz, bütün projeleri son dakika yetiştirmeye çalışırsınız ve bunun doğal bir sonucu olarak evde mahsur kalabilirsiniz.

8) Disipline Girmesi Kurumsal Hayata Oranla Daha Zor

disiplinli çalışmak

Eğer her gün ofise gider, aynı iş arkadaşlarıyla çalışırsanız şirketin kurum kültürüne doğal bir şekilde adapte olabilir ve kendinizi o hayatın bir parçası olarak hissedebilirsiniz. Bu da beraberinde istikrar ve disiplin getirir. Ancak freelancerlar kendi evlerinde herhangi bir kural olmadan çalıştıkları için disiplinli ve sistemli olmak çoğu kişi için yoğun emek gerektiriyor.

9) Maaşın Yarısını Kafelerde Yemek Mümkün

freelance çalışmak

İlk başlarda evinizde, hatta kanepeye uzanarak çalışmak müthiş zevkli gelse de zaman içinde siz de farklı çalışma ortamları yaratmak isteyeceksiniz. Akla ilk gelen seçenek tabii ki kafeler. Kim kahvenin o enerji veren kokusu eşliğinde çalışmak istemez ki? Ama kazandığınız paranın yarısını buralarda harcamamak için dikkatli olmakta fayda var…

10) Emeklilik Hayallerine Elveda Dememek İçin Önlem Almak İyi Fikir

freelance emeklilik

Ofis hayatından kurtuldum deyip sevinirken geleceğinize, emeklilik hayatınıza yatırım yapmazsanız ileride sıkıntı yaşayabilirsiniz. Cigna Finans Kolay Emeklilik Planı ile ayda sadece 150 TL ödeyip %25 devlet katkısı alarak bireysel emekliliğiniz için yatırım yapmaya başlayabilirsiniz. Üstelik giriş aidatı ödemenize de gerek yok.

 

 

 

Bireysel Emeklilik Hemen Başvur

YORUM YAP

CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
YAŞA 25 Eylül 2017

İnsan kaç yaşında hangi meslek grubundan ve hangi cinsiyetten olursa olsun başarılı olmayı ister. Küçük bir çocuğu ele alın; legoları birleştirip kale yapmaya çalışıyor. Başarısız olup kale yıkıldığında tekrar deniyor, tekrar deniyor. Birkaç başarısız denemeden sonra başarıya ulaştığında gözlerindeki mutluluğu ve gururu farketmemek mümkün değil; birkaç saniye sonra tekrar yıkılacak olsa bile. Başarısız olduğunda ise genelde kızar, üzülür ve kendisine güvenini kaybedip legoları fırlatıp köşesine çekilebilir. Çünkü başarısız olmuştur. Yapmaya çalıştığımız şey ister üzümlü kek olsun, ister bilimsel bir proje, başarısız olmayı kolaylıkla kabullenen ve ziyanı yok diyen insan sayısı çok azdır. Başarılı olmak tatmin olmaktan çok daha fazlasıdır. Başarılı olmak para kazanmaktır, çevre edinmektir, saygı görmektir. Ve başarılı olmak her şeyden önce mutlu olmaktır ya da en azından öyle hissetmektir. 

Peki başarılı olmak için ne gerekiyor? Mükemmel genler, yüksek bir IQ ya da iyi ödeme almış bir yaşam koçu mu? Aslında soruya başarı nedir diye başlasak daha doğru olur. Örneğin iyi bir işe sahip olup istediği zaman bir tıkla uçak bileti alıp Karayip Adalarına seyahat edebilecek bir kişi başarılı olmuş mudur? Hayattan beklentisi buysa eğer başka ne söylenebilir ki... Peki insan kendisini aşırı yıpratmadan, tonlarca ağırlığın altında ezilmeden ve 7/24 çalışmak zorunda kalmadan başarılı olabilecek donanıma sahip değil midir? 


Muazzam kapasiteyle ve binlerce farklı yeteneklerle donatılmış eşsiz varlık olan insan hayatta başarılı olmak ve keyif almak için yaratılmış adeta. Hiçbir insan var mıdır ki bütün duyuları doğuştan eksik olsun. Bir kivinin tadını, bir gülün kokusunu alamasın; rüzgarı teninde hissedemesin, konuşamasın ve bir kuşun cıvıltısını duyamasın. Aynı zamanda yürüyemesin ve konuşulanları anlayamasın. Bütün bu eksiklikler ve daha fazlasının bir insanda toplandığına tanık oldunuz mu? Zaman zaman dil öğrenme yeteneğimizin olmadığından, gitar çalamamaktan veya güzel yemek yapamamaktan şikayetçi oluruz. Bunların saydıklarım içinde son derece önemsiz yetersizlikler olduğu aşikardır. İnsan eksikliklerini bilirse başka alanlara yönelip başarılı olabileceği meslekleri seçebilir. Yani eksiklikler bile insanın hayatını yönlendirmesinde tabela görevi görebilir. Kısaca bize bir yol ayrımında sağdan mı yoksa soldan mı gideceğimizi bir göz kırpışıyla anlatabilir. Kendimizi tanımamızı sağlayabilir.

Hayatta başarıya erişmek o kadar da zor değilken neden bir çoğumuz kendimizi yolda uzun molalar vermiş, sorunlarla uğraşmaktan bitap düşmüş ve sonuçta hedeflerimize ulaşamamış halde bulabiliyoruz . Belki de bunun için uğraşıyoruz da ondandır. Başarısız olmak için gereken yolları teker teker deneyip -eğer bütün bunlar bizde hala önemli bir tahribata yol açmadılarsa- Edison misali 99 yanlış yöntemden sonra 100. denemede başarıya ulaşabilir miyiz acaba? Bu biraz abartı olmadı mı? O kadar da yanlış yapar mıyız ki?
Hayatta başarısız olmanın altın kuralları nelerdir peki?

1. Kendinden Bihaber Olmak

Yeteneklerini farketmemek için yoğun bir çaba sarfederek kendisini gündüz kadın programlarına verenler, günde birkaç saatini yeme içmeye harcayıp, geri kalanını bilgisayar oyunları oynayarak geçirenler, hobilerini kitap okumak ve müzik dinlemek olarak ifade edenler başarısız olmanın birinci altın kuralını harfi harfine uygulamaktan geri kalmayanlardır. Birçok ailenin bu konuda çocuklarına ne kadar yardımcı olduğu da aşikardır. Bir ailenin 3 çocuğunun 3’ünden de matematik dersinden iyi bir performans beklemesi ve evlatlarının ille de doktor ya da mühendis olmalarını umması çocukların zihninde küçük yaşlardan itibaren belirli mesleklerle uğraşmanın hayatta başarılı olmak için yeterli olduğu algısı uyandırmaz mı? Başarılı olmak doktor olmak mıdır? Ya çocuğunuzun büyük bir çizim yeteneği varsa ve ileride bir botanikçi olup bitki çizimleri yapabilecekse? Çocuklarınızın yeteneklerini fark etmek için onlara nelerden hoşlanırsın diye sormanız bazen doğru sonuç vermeyebilir. Böyle bir soru karşısında erkek çocuklarının büyük bir kısmından futbol, kız çocuklarından ise resim veya müzik cevabı almanız çok doğal olurdu. Zaten kendini tanıma meselesi de bu kadar kolay olsaydı başarısızlığın birinci altın kuralı olamazdı. Kendini tanımak pop müzik dinlemekten veya basketbol oynayabildiğini keşfetmekten daha fazlasıdır. Bu yazıyı okuyanların “ama ailem benim yeteneklerimi hiç fark etmedi” dediklerini duyar gibiyim. Bu da ikinci altın kuralı bize gümüş tepside sunuyor: Başkalarını suçlamak.

2.Başkalarını Suçlamak

İyi bir eğitim alamadım ki, sermayem olmadı ki veya bana hiç fırsat verilmedi ki diyenler burada mı? Siz de en az birinci altın kuralı uygulayanlar kadar doğru yolda ilerliyorsunuz. Başkalarını suçlayıp yaptıklarından ve kendisinin yol açtığı durumlardan sıyrılmak en kolay kaçış yoludur. Bunu ben yapmadım ailemin yüzünden, patronum yüzünden, eşim yüzünden… Bu cümlelerden en az birini hayatı boyunca kurmamış olan yoktur. Başkalarını suçlamak en kolay kaçış yoludur. Peki hayatımız tamamen bizim kontrolümüzde midir? Kesinlikle değildir. Zaten bütün bir yazı boyunca söylediğim de buydu. Her şeyi biz kontrol edemeyiz tabii ki. Yaşadığımız yeri biz seçmedik ki... Ama insan küçük bir kasabada doğmuş bile olsa hayatında tek bir dönüm noktasında bile o kasabadan çıkmış olsa bütün bir hayatını değiştirmiş olur. Ve hayatının geri kalanını ailesini ve yaşadığı şehri suçlayarak geçirmek yerine “bu benim kararımdı, Allah yardım etti ve işte şimdi bulunduğum yerdeyim” diyebilir. Hayatta bazen risk almak gerekir.
Hayatımızda bizi başarıya ulaştıracak tabelalar var, uyarılar var demiştim. Farklı farklı yollar var. Bu yollar çoğu zaman iç içe geçmiş durumdadır. Yani çok da bariz bir şekilde doğru yol “ben buradayım, ben buradayım“ demiyor. Doğru karar flaş çakıp bize doğru gelmiyor. Çoğu zaman iki değil, belki bin tane seçenek vardır hayatta.

3. Kendini suçlamak ve suçluluk duymak

Gözlemlerime dayanarak insanları ikiye ayırıyorum: Başkalarını suçlayanlar ve kendilerini suçlayanlar. Genelde başkalarını suçlayanlar işin kolayına kaçan taraf olup, kendilerini suçlayanlara göre toplumda daha az kabül görürler. Hatta kendilerini suçlayanlar alkışlanırlar çoğu zaman. Fakat bu bazı zamanlar çok tehlikeli olabilir. Bir insandan bir kazık yediğinizde kendinizi suçlamayın. Kendinizi aşağıya çekmeyin. Kötü bir hareketle karşılaştığınızda, eğer “bu benim hatamdı” derseniz, o insan o harekete devam edecek ve üzerinize daha fazla gelecektir. Bu durumda siz iyi insan olmazsınız, ancak ve ancak saf insan olursunuz. Bunu unutmayın ve nerede dur diyeceğinize iyi karar verin. Suçluluk duygusu bazen gereklidir ama aşırısı insanın hareket kabiliyetine engel olur. Her insan hata yapar. Başkalarının hatalarını küçük görüp kendi hatalarınızı göklere çıkarırsanız zaten o andan sonra sağlıklı kararlar alıp hayatınıza devam edemezsiniz. 

Bir yolculuk sonuçta hayat. Bazen iner bazen çıkarız. Herkes gibi biz de hata yaparız. Bazen çevremize çok yükleniriz. Bazen de en çok kendimizi suçlarız, hak etmesek de. Ama bazı fırsatları kaçırsak da toparlanmak ve yolu birazcık uzatıp hedeflerimize ulaşmak bizim elimizde. Hayatta başarısız olmak bir sanattır. Fazla sanatçı ruhlu olmasak da olur.