Cumhuriyet’e Giden Yolda Yaşananlar…

Buradasınız

Sev 29 Ekim 2021

türk, türkiye, türkiye cumhuriyeti, bayrak

Tarihimizin en şanlı zaman dilimlerinden biri olan Milli Mücadele döneminin en önemli olaylarından biri olan ve ilelebet yaşayacak Cumhuriyetimiz yeni bir yaşına daha giriyor.  Dünyanın dört bir yanından gelerek ülkemizi işgal eden düşmanlara karşı verdiğimiz amansız savaş sonrasında küllerimizden doğarak kurduğumuz Cumhuriyetimize giden yol oldukça zorlu ve çoğu zaman da kanlı oldu. Binlerce şehidimizi ve Cumhuriyetimizi kuran başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere katkısı olan herkesi saygıyla anıyoruz. Şimdi büyük Cumhuriyetimize uzanan bu yolda yaşadıklarımızı tekrar bir hatırlamaya ne dersin?

Her şey Samsun’da alevlendi

türk, türkiye, türkiye cumhuriyeti, bandırma vapuru, samsun

Ordumuz, her ne kadar farklı cephelerde büyük ve önemli zaferler kazansa da I. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın başını çektiği İttifak Devletleri içerisinde yer alması sebebiyle savaşı kaybetmişti. Savaşın ardından çok hızla gelişen olaylar ve Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanması ile bugünkü Türkiye toprakları hızla işgal edilmeye başlandı. İtalyanlar, Fransızlar, Ermeniler, İngilizler ve Yunanlılar dört bir yandan ülkemize gelerek hızla topraklarımızı bölüşmeye başladılar. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu ordusunda bir subay olan Mustafa Kemal Atatürk, durumun gidişatından rahatsız olanlarla birlikte farklı planlar yapmaya başladı ve bir yolunu bularak Anadolu’ya geçme ve direnişi örgütleme kararı aldı. Kısa bir süre sonra istediği fırsatı yakalayan Atatürk, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a gitti. Bu, Cumhuriyete doğru giden yolda atılan ilk ve belki de en büyük adımdı.

Tüm direniş örgütlenmeye ve halk bilinçlenemeye başladı

türk, türkiye, türkiye cumhuriyeti, bayrak

Samsun’da hızla işe koyulan Atatürk, ilk adımı atmak üzere Havza’ya geldi. Burada ülke toprakları içerisinde parça parça düşmana karşı gelen kuvvetlere bir duyuru niteliğinde olan Havza Genelgesi’ni yayınladı. 29 Mayıs 1919 tarihinde yayınlanan bu genelde ile ulusal bir bilinç oluşturularak işgallere karşı tepkilerin artması ve bunların örgütlü şekilde olması tüm kamuoyuna duyuruldu. Bu şekilde Anadolu’nun kalbinde bir direniş başladığı ilan edildi.

Havza’nın hemen ardından önce Amasya’ya gelen Atatürk, burada da çeşitli düzenlemeler yaptıktan sonra Erzurum’a geçti. 8 Temmuz 1919’da İstanbul Hükümeti ve padişahın ona yönelik ısrarlı geri dön çağrılarına karşılık tüm görevlerinden ve askerlikten istifa ettiğini açıkladı. Burada 23 Temmuz -7 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen kongre sonunda bir genelge daha yayınlandı ve tüm dünyaya Türklerin manda ya da farklı bir himaye kabul etmeyeceği, Misak-ı Milli topraklarının bölünemeyeceği, geçici bir hükümet kurularak tüm coğrafyalardan temsilcilerin buraya katılması istendi. Bir sonraki adım ise Sivas Kongresi idi. Erzurum’daki işlerini tamamlayarak Sivas’a geçen Atatürk, burada da 4 -11 Eylül tarihleri arasında bir kongre düzenledi. Burada tüm güçlerin bir çatı altında toplanacağı, işgalin sona erdirilmesinden sonra toplumun ve devletin çağdaş bir yapıya kavuşturulacağı, tüm kuvvetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti altında birleştirileceği ve Erzurum Kongresi’nde alınan kararların genişletilerek uygulamaya konacağı duyuruldu. Her ne kadar halen Osmanlı Devleti devam etse de savaşın sonrasında yepyeni bir yönetim ile devletin kurulacağının sinyalleri veriliyordu. 

Ankara’da ateşler yanıyor

türk, türkiye, türkiye cumhuriyeti, tbmm, meclis

Hızla temaslarını tamamlayan Atatürk, ilerleyen dönemde başkent olmasını öngördüğü Ankara’ya 27 Aralık 1919 tarihinde ulaştı. Erzurum ve Sivas Kongreleri sonrasında oluşan Temsil Heyeti’nin başkanlığını yürüttüğü için tüm kararları hızla alıp uygulamaya koyabiliyordu. 28 Ocak 1920’de Misak-ı Milli Beyannamesi kabul edildi. 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’un İngilizlerce işgal edilmesinin ardından orada bulunan hükümetin artık görev yapamayacağını anlayan Atatürk, bu işin Ankara’da yeni bir hükümet ile devam etmesi kararını aldı. 21 Nisan 1920’de duyurusu yapılan Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 tarihinde açıldı. Meclisin açılması ile tüm dünya yeni bir devletin de ayak seslerini işitmeye başlamıştı. Bunu takip eden günlerde memleketin farklı yerlerinde savaşlar, çatışmalar, mücadeleler arka arkaya geldi. Ermeniler, Fransızlar ve İtalyanlar çekildiler. Savaşın kazanan devletleri 10 Ağustos 1920’de Sevr Anlaşması’nı imzaladılar. Bir ölüm belgesi niteliği de taşıyan bu anlaşma Ankara Hükümeti ve meclis tarafından şiddetle reddedildi.

Cumhuriyete giden yol açıldı

türk, türkiye, türkiye cumhuriyeti, atatürk, mustafa kemal

Artık bir yandan düşman işgaline karşı nasıl yanıt verilip topraklarımızdan onları nasıl atacağımız tartışılır ve hazırlıklar yapılırken bir yandan da farklı cephelerde savaşlar devam ediyordu. Önce 6-10 Ocak 1920’de I. İnönü, ardından da 26 Mart – 1 Nisan 1920’de II. İnönü Savaşları yapıldı. İsmet İnönü komutasındaki ordularımızın bu savaşlardan galip çıkması moral ve motivasyonu da inanılmaz ölçüde artırmıştı. Bunu 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihindeki Sakarya Savaşı zaferi izledi. Artık vakti gelmişti. Ardından hazırlıklar hızlandı, ordu toparlandı ve planlar yapıldı. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den saldırıya geçti. 4 gün süren savaş sonunda Başkomutanlık Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’dan zaferle çıkıldı. Türkiye’nin batı topraklarında kalan son düşmanlar da geri püskürtüldü. Savaşın ardından 11 Ekim 1922’de Mudanya’da bir araya gelen taraflar bir ateşkes anlaşması imzaladılar. Artık fiili savaş dönemi sona ermiş ve bir yandan barış görüşmeleri başlamış bir yandan da yeni devletin şekillenmesi ve oluşturulması için çalışmalar hızlanmıştı. 20 Kasım 1922 tarihinde tüm taraf devletlerin katılımı ile Lozan Barış Konferansı başladı. Uzun tartışmalar ve karşılıklı siyasi oyunlar devam ederken bir yandan da Ankara’da yeni bir oluşumun ayak sesleri daha yüksek sesle duyuluyordu. Artık her şey hazırdı ve gerekli kanunlar oluşturularak, meclisin çoğunluk kararı ile yeni kurulan devletin adı Türkiye, yönetim şekli ise Cumhuriyet olarak ilan edildi. Tarihler 29 Ekim 1923 tarihini gösteriyordu. Bu tarihten itibaren Cumhuriyetimiz güçlenerek ve büyüyerek yoluna devam ediyor. Hep var oldu, olmaya da devam edecek…

YORUM YAP

CAPTCHA
This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
16 + 2 =
Bu basit matematik problemini çözün ve sonucu girin. Ör: 1+3 için 4 giriniz.